TÜRKİYE'NİN GELİŞEN İLAÇ SEKTÖRÜ

İlaç sektörü, insan sağlığının korunması, yaşam süresinin artırılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesinde en önemli role sahip sektörlerden biridir. İlaç sektörü aynı zamanda küresel düzeyde değerlendirildiğinde ithalat ve ihracat odaklarıyla uluslararası ticarete yön veren, ekonomik ve stratejik öneme sahip bir alan olarak kabul edilmektedir. Dünya çapındaki en büyük üçüncü sektör olarak kabul edilen ilaç sektörü Türkiye’de de en erken kurulan ve önemli üreticiler yetiştiren sektörlerden biridir. Ülkemiz özellikle son dönemde ilaç endüstrisindeki dışa bağımlılığın azaltılması ve ihracatçı ülkeler konumuna erişilmesi için önemli fiyat düzenlemeleri yapmış ve ilaçta yerlileştirme çalışmalarına yönelik desteklerini artırmıştır.
İlaç Sektörünün Büyüme Tetikleyicileri
Ortalama insan ömrünün gelişen tıp uygulamaları ve farmakolojik gelişmeler ışığında giderek uzaması ve bu doğrultuda yaşlı nüfusun toplam popülasyonda artış trendinde olması ilaç sektörünün gelişimi için önemli nedenlerden biridir. Benzer şekilde gelişmiş ülkelerin sağlık politikaları ile düzenlediği ilaca ve hekime erişim kolaylığı da sektörün sürekli yenilenmesi ve büyümesi için anahtar niteliğinde girdilerden biri olarak nitelendirilmektedir. Tanı ve tedavi süreçleri için geliştirilen teknolojilerin hızlı teknolojik dönüşümü, bu süreçlerin ayrılmaz parçası olan ilaçların da çeşitlenmesini ve gelişmesini tetiklemektedir. Bu olumlu gelişmelerin yanı sıra elbette küresel düzeyde ortaya çıkan ya da tedavi protokolleri yeni belirlenen hastalıklar da bu konudaki girişimlerin hızlanmasına ve artırılmasına sebep olmaktadır. Netice itibariyle ilaç firmaları, tedavi amaçlı ya da takviye odaklı üretimlerini günden güne artmakta ve alandaki ileri teknoloji uygulamalar sayesinde pazardaki çeşitlilik büyük bir hızla artmaktadır. Yeni yaklaşımlarla OTC ürünleri müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde şekillendirilmekte ve bu gelişmeler karşısında ilaç firmaları da cold chain yatırımlarıyla yeni operasyonel stratejiler geliştirerek sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır.
Türkiye’nin Küresel İlaç Sektöründeki Konumu
İlaç sektörü yalnızca üretici ve hasta arasındaki ilişkiler kapsamında değer yaratan bir pazar değildir. Sektörün yüksek eğitim seviyesine sahip personel istihdam etme eğilimi, teknoloji odaklı üretim prosesleri sayesinde katma değeri yüksek ürünlere ev sahipliği yapması, yüksek ar-ge ve ür-ge faaliyetlerinin yürütülmesi, üniversite- sanayi işbirliklerinin yoğun bir şekilde gerçekleştirilmesi, tıp ve eczacılık alanlarına yapılan akademik katkılar ve yüksek ihracat potansiyeli sebebiyle ilaç sektörü pek çok açıdan stratejik bir gelişme alanıdır. Bu potansiyelin farkında olan Türkiye, alandaki üretici ve aracıları desteklemeye yönelik pek çok gelişim hedefi belirlemiş ve bazılarını uygulamaya koymuştur.
T.C. Sanayi Bakanlığı verilerine göre Türkiye, 2018 yılında dünyanın 17. büyük pazarı olarak kabul edilmektedir. Aynı kaynaktan edinilen bilgilere göre 2019 yılı itibariyle Türkiye reçeteli ilaç pazarı dağılımı göz önünde bulundurulduğunda pazarın %66’sını yenilikçi/ referans ilaçlar %34’ünü ise eşdeğer/ jenerik ilaçların oluşturduğu görülmektedir. Bu veriler, ülkemizin yenilikçi ilaç geliştirme girişimlerinde önemli bir çaba sarf ettiğini ortaya koymaktadır. İthalat rakamlarının düşürülmesi, ihracat oranlarımızın artırılması için en önemli kriterlerden biri olan yenilikçi ürün geliştirme hedeflerinin karşılığını bulduğu alanlardan biri de Türkiye ilaç sektörüdür.
Türkiye İlaç Sektörünün Yarını
Türkiye ilaç sektörü bugün 50 binin üzerindeki çalışanıyla, uluslararası standartlarda üretim yapan 89 ilaç tesisi ve 15 binden fazla ürünle 170’ten fazla ülkeye ihracat yapabilmektedir. Bu önemli gelişmelere rağmen dış ticaret dengesi bazında bir değerlendirme yapıldığında henüz istenilen seviyeye erişilemediği görülmektedir. Ülkemiz 2019 yılında ilaç sektöründe 1.442 milyon dolar ihracat büyüklüğüne sahipken, ithalat hacmi 5.556 milyon dolar şeklinde gerçekleşmiştir. Bu rakamlar da sektörün dış ticaret dengesinin yaklaşık 4,1 milyar dolar açık verdiğini ortaya koymaktadır.
Bu tablonun arzu edilen dengeyi sağlar hale dönüştürülebilmesi için son derece kritik düzenlemeler yapılmış ve geliştirilen stratejiler gerek sektör temsilcileri gerekse devlet eliyle uygulamaya konmuştur. Fakat her sektörde olduğu gibi ilaç sektöründe de gelişim yapılan yatırımların büyüklüğüne, sahip olunan üretim ve dağıtım teknolojilerinin güncelliğine, rekabetçi sektör temsilcilerinin mevcudiyetine ve elbette istikrarlı büyüme gösteren lokomotif işletmelerin faaliyetlerine bağlıdır.
İlaç sektöründe 25 yılı geride bırakan Sina Ecza Deposu, ulusal ve uluslararası düzeyde sektörün nabzını tutan, günümüze değil geleceğe yatırım yapan ve tüm paydaşlar için değer yaratma felsefesiyle faaliyetlerini sürdüren bir marka olarak ülkemizin alandaki hedeflerine gururla hizmet etmektedir. Araştırma geliştirmeden üretime, dağıtımdan müşteri uygulamalarına kadar pek çok kritik adım içeren sektörümüz için işletmemiz, kurumsal değerler rehberliğinde verdiği hizmetlerini sürdürmektedir. Siz de uluslararası işbirliği ağımızın bir parçası olun. Güvenle ve istikrarla birlikte büyüyelim.